Eski köy ile Cergy'nin daha yeni mahalleleri arasında, Oise Nehri'nin sağ kıyısında bulunan bu ağaçlı park ve bu sakin konut, tiyatro ve sinemanın efsanesine ait olan yapı olarak, bugün yoğunlaşmış kentleşmiş bir çevre içinde sessiz bir ada gibi bir sığınak oluşturuyor. Site, Île-de-France Bölgesi tarafından Bölgesel Öneme Sahip Miras olarak işaretlenmiştir ve yerel ile Fransız bölgesel kültürel tarihin temsilî bir miras bütünü olarak görülüyor. Peki bu yerin, uzun süredir gözlerden uzak kalan hikayesi nedir?
Adı elbette Anne ile Gérard Philipe’ye atfediliyor; bu ikili 1954 yılında mülkü satın almıştır. Gérard Philipe, savaş sonrası Fransız tiyatrosunun ve sinemasının önde gelen isimlerinden biri olarak, Anne Philipe ise edebiyatla uğraşan bir yazar olarak, bu mekâna kalıcı bir damga vurmuş ve bugün adını bu çifte taşıyor. Ancak ev daha eski bir geçmişe sahip: XIX. yüzyılda kesme taşla inşa edilmiş ve eski sebze parterleri üzerinde yükselen yapı, aynı zamanda XVIII. yüzyılın sonundaki bölgenin ağaçlık tarihine dair izler barındıran bir alanda yer alıyor. Ayrıca bu sitede Vauréal Şatosu ile bölgenin ağaççılık/hikâyesine dair kalıntılar da korunuyor.
Bu bölgede Patrimoine d’intérêt régional olarak damgalı ev, mimarisi kadar atmosferiyle de dikkat çeker. Konut, merkezî bir bloktan oluşur; eskiden at nalı biçimli demir bir merdivenle hizmet verilen ve hafifçe çıkıntılı iki pavillionla çevrili olan, yüksek tavanlı çatılarıyla öne çıkan bir yapıdır. Onun karşısında, kestane ağaçlarıyla döşenmiş geniş bir yol, çiçeklerle işlenmiş bir çiçek tarhına ulaşır. Mekân ayrıca güçlü bir anı değeri taşır: çift, evi 1950’ler zevkiyle dönüştürmüş, özellikle pencereler ve cepheler başta olmak üzere bazı unsurları değiştirmiş ve Jean Vilar, Agnès Varda, René Clair veya Georges Perros gibi sanatçı ve yazarı ağırlamıştır.
Bu site aynı anda birkaç dönemi anlatıyor: yeni şehre hazırlık öncesindeki Cergy dönemi, 1950’lerin bir sanatçı evi niteliğindeki dönem ve ardından bugün halk için yeniden keşfedilecek bir miras hâli. 1973’te devlete satılan ev ile yanındaki park, 2000 yılında belediyenin mülkiyeti altına geçti. O günden beri kent, bu mekanı anıtsal bir bellek mekânı, turistik bir destinasyon, yaratıcı bir merkez ve halk eğitimine açık bir alan olarak restore etmeyi hedefleyen bir proje yürütüyor.
Şu anki durumuyla ev hâlâ halka açılmadı (yakında duyurulacakmış gibi kulağımıza fısıldananlar var...), o sırada park kültürel etkinlikler sırasında sınırlı da olsa ziyaret edilebiliyor; sebze yetiştiriciliği ve arıcılıkla süren faaliyetler ise devam ediyor. Bu eşsiz mirası keşfetmek için güzel günleri bekliyoruz!



















