Yirminci yüzyılın başlarında, Paris sadece büyük bilimsel keşiflerle gündeme gelmiyordu. spiritisme, salonları, gazeteleri ve bazı araştırmacıları büyülüyor, hâlâ deneyimli kabul edilmeyen olayları ciddi biçimde incelemenin mümkün olup olmadığını sorguluyordu. İşte bu atmosferde Eusapia Palladino, Avrupa’nın dört bir yanında şöhretli bir médium İtalyan kadını olarak sahneye çıktı. 1905 ile 1908 yılları arasında Paris’te yürütülen bir dizi deney, pek çok önde gelen bilim insanını bu çalışmaların içine çekti.
Bu oturumlar, Genel Psikoloji Enstitüsü tarafından düzenleniyor ve o dönemin ruhbilimcilerinin medyumlar olarak adlandırılan gösterileri mümkün olduğunca sistematik biçimde izlemeyi amaçlıyor. Eusapia Palladino sıkı denetimlere tabii tutuluyor: elleri ve ayakları gözetiliyor, odanın koşulları kaydediliyor ve deneyler ayrıntılı raporlar halinde sunuluyor. Tüm bu önlemlere rağmen katılımcılar şaşırtıcı bulgular paylaşıyor: masalar hareket ediyor, nesneler fırlatılıyor, belirgin bir kaynağı olmadan vurulmuş sesler duyuluyor ya da karanlıkta gizemli temaslar rapor ediliyor.
Tarih, katılımcıların listesine bakınca başka bir boyut kazanıyor. Pierre ve Marie Curie birkaç oturuma katılırlar, fizyolog Charles Richet de; birkaç yıl sonra Nobel Tıp Ödülü’nü alacak. Onların varlığı, basında tansiyonun yükselmesini yeterince tetikler. Soru basit ve kaçınılmaz şekilde dikkat çekici: Bilim, henüz açıklayamadığı bir şeyi bulmaya mı çalışıyor?
Pierre Curie kendisi de merak uyandırıyor. Fizikçi Georges Gouy ile olan mektuplaşmasında, her şeyin basit bir aldatmaca olarak indirgenemeyeceğini anlatıyor. Bu, kesinlikle hayaletler veya ruhlar fikrine inanıyor olduğu anlamına gelmiyor. O dönemin pek çok araştırmacısı gibi, bazı fenomenlerin reddedilmeden önce teste tabi tutulmasının daha uygun olduğuna inanıyor gibi görünüyor. Kendini sarsan bir dönemde, radyoaktivite kendi başına bilimsel kesinlikleri sarsarken, temkin ile merak bazen el ele ilerliyor.
Basın ise bunun peşine düşmekten çekinmiyor. Eusapia Palladino ile yapılan oturumlar gazeteler için biçilmiş kaftan hâline geliyor; en ciddi bilim insanlarının tek başına hareket eden masalarla karşı karşıya geldiğini görmekten hoşlanan gazeteler, bu fikri ısıtıp yayıyor. Şüphecilik, büyülenme ve sansasyon arayışı arasında, olay geçici olarak laboratuvar ile spiritizm seansının sınırlarını bulandırıyor.
1906 yılında Dauphine Caddesi'nde at arabasıyla çarpılarak yaşamını yiten Pierre Curie, bu kazayla kendi araştırmalarındaki katılımını da sonlandırdı. Eusapia Palladino ise iddialı gösterilerini başka yerlerde sürdürdü; ünü giderek tartışmalı hâle geldi: ilerleyen deneyler pek çok sahtekârlığı ortaya çıkaracaktır. Bu durum, Paris'teki bu döneme ait olayın tarihî önemini ortadan kaldırmaz; çünkü Belle Époque bilim insanlarının bugün akademik bilimin çok uzağında görülen alanları keşfetmeye nasıl da açık olduklarını gösterir.
Bu parantez, Eusapia Palladino hakkında konuşulduğunda, özellikle o dönemi yansıttığı için büyüleyici kalıyor. Paris'te, bilim her yıl kendi sınırlarını biraz daha zorladıkça, en garip görünen fenomenler bile deney masasının etrafında kendine yer bulabiliyor.
Bu sayfa yapay zeka destekli unsurlar içerebilir, daha fazla bilgi burada.



















