Yarı insan, yarı at olan bu tuhaf bekçi, sanki doğrudan Yunan mitolojisinden çıkmış! Oysa bu heykel, Montparnasse Mezarlığı'nda, Paris'in 14. arrondissement'ında yer alıyor. Bir mezarın üzerine tünemiş bu heybetli bronz kentaur, yoldan geçenlerin dikkatini çekiyor. Bunun da bir nedeni var: Bu sıra dışı mezar heykeli, otomobil preslemeleri ve anıtsal heykelleriyle tanınan, daha çok César adıyla bilinen César Baldaccini'nin (1921-1998) son istirahatgâhını koruyor. Ancak bu fantastik yaratığın ardında, göründüğünden çok daha kişisel bir hikâye saklı…
Geleneksel mezar anıtlarının arasında bu şaşırtıcı heykeli fark etmemek zor. Siyah granit bir kaide üzerinde, at gövdesi insan bedeninin üst kısmıyla birleşen bronz bir kentaur yer alıyor. Yunan mitolojisinde kentaur, genellikle vahşi ve dizginlenemez bir doğayla ilişkilendirilen melez bir varlıktır. Ancak bu kentaur oldukça huzurlu görünüyor; sanki mezarın başında sakince nöbet tutuyor.
Ama bu sıradan bir yaratık değil! César’ın 1980’lerde bizzat tasarladığı Centaure adlı eserin küçültülmüş bir versiyonu. Yüzüne dikkatle bakıldığında ise şaşırtıcı bir özellik ortaya çıkıyor: centaur, yaratıcısının yüz hatlarını taşıyor!
Sezar’ın kendi mezarının başında sonsuza dek varlığını sürdürmesinin bir yolu mu? Bu fikir kulağa hoş geliyor; üstelik bu eser, kariyerinde çok özel bir yere sahipti.
Bu heykelin hikâyesi, César’ın 1998’de hayatını kaybetmesinden çok önce başlar. 1980’lerde heykeltıraş, 1973’te hayatını kaybeden Pablo Picasso’ya saygı duruşu niteliğinde bir eser yapmaya girişir. Hayranlık duyduğu bu ustayı onurlandırmak için César, mitolojik bir yaratığa hayat vermeyi seçer.
Sentorun seçimi hiç de rastlantısal değildir. Picasso, insan bedenine ve boğa başına sahip Minotor figürüyle kendisi de yakından ilgilenmişti. İnsan gövdesi ve at bedenini bir araya getiren sentor, insan ile hayvan arasında farklı bir buluşma sunar.
Ancak César bu göndermeyi daha da ileri taşıyor! Kendi yüzünün üzerine, yukarı kaldırılmış bir vizörü andıran Picasso’yu temsil eden bir maske yerleştiriyor. Yaratığın elindeki bir güvercin de İspanyol ressamın dünyasını ve ünlü barış sembolünü çağrıştırıyor.
Böylece eser, tek bir karakterde bir araya gelen iki sanatçının buluşmasına dönüşüyor. César’ın mezarı başında görüldüğünde özellikle dokunaklı bir boyut kazanan sanatsal bir saygı duruşu.
1921'de Marsilya'da doğan César Baldaccini, 20. yüzyıl Fransız heykel sanatının önde gelen isimlerinden biri oldu. 1960'ta ortaya çıkan Yeni Gerçekçilik akımıyla özdeşleşen sanatçı, gerçek bir sanat devrimine katkıda bulundu. Arman, Yves Klein ve Jean Tinguely'nin de aralarında bulunduğu bu akım, gündelik nesneleri ve malzemeleri doğrudan sanat üretimine katmayı amaçlıyordu.
César bunu uzmanlık alanı hâline getirecekti. Ünlü Sıkıştırmalar adlı eserlerinde otomobil karoserlerini ve metal parçalarını kompakt heykellere dönüştürür. Genişlemeler adlı eserlerinde ise tam tersine, malzemenin şişip taşmasını sağlar. Bir de sanatçının en tanınan imzalarından biri hâline gelen anıtsal Başparmak eseri var. Peki adı size bir şey çağrıştırıyor mu? 1976’dan bu yana verilen ünlü Fransız Sineması César Ödülleri heykelciklerini de tasarlayan odur!
Daha az bilinen ise, Montparnasse Mezarlığı’ndaki sentorun bir ağabeyi olduğudur!
Yaklaşık beş metre yüksekliğindeki anıtsal bir versiyonu, Kızılhaç kavşağının yakınında, Paris’in 6. arrondissement’ındaki Michel-Debré Meydanı’nda yükseliyor. Le Centaure – Hommage à Picasso adını taşıyan bu etkileyici heykel, Sezar’ın mezarını gözeten heykelle aynı simgesel unsurları barındırıyor.
Mezarındaki hâlini görmek için, örneğin 3, boulevard Edgar-Quinet adresinden ulaşabileceğiniz Montparnasse Mezarlığı’nın 3. bölümüne gidin. Bu tuhaf yaratıkla göz göze gelirseniz ona biraz daha dikkatle bakın. Çünkü mitolojik bir bekçiyi andıran görünüşünün ardında, eserine sonsuza dek göz kulak olmaya devam edenin bizzat César olduğu anlaşılıyor!
Bu sayfa yapay zeka destekli unsurlar içerebilir, daha fazla bilgi burada.















