VersaillesŞato, Petit Trianon bölgesinin kıyısında bulunan Hameau, mimarlık alanında büyük bir hayal ürünü olup, Marie-Antoinette tarafından, onun mimarı Richard Mique'e emanet edilmiş bir proje. Jean-Jacques Rousseau'nun doğaya dönüş fikriyle şekillenen bu dönemde, Kraliçe, Mahkeme’nin sert kurallarından uzaklaşıp kendine ait bir inziva noktası arzuluyordu. Bu on iki evden oluşan sahte köy, sadece bir dekor değil, aynı zamanda gerçek anlamda bir tarımsal işletmeydi ve hem kraliyet çocuklarının eğitimi hem de Kraliçe’nin sofralarının ihtiyacını karşılıyordu.
Biliyor muydunuz? Köyün daha gerçekçiymiş gibi görünmesini sağlamak için Kraliçe, ressamlardan sahtecilik yapmalarını istemiş. Duvarlara sahte çatlaklar, çatılara yapay yosunlar, ve kırık tuğlalar elle boyanmış. Bu yapay eski lüks oldukça pahalıya mal olmuş ve köyün romantik ve resim gibi bir havasını vurgulamak amacıyla tasarlanmıştı; sanki köy yüzyıllardır varmış gibi görünüyordu.
Efsaneye rağmen, Marie-Antoinette altın boynuzlu inekleri sağmakla eğlenmiyordu. Köy evi, bir çiftlik modeliydi. Burada nadir hayvan ırklarına (İsviçre sığırları, çeşitli keçiler), gerçekten çalışan bir valide ezerek tahıl öğüten bir değirmen ve palace yemekleriyle tüketilen meyve ve sebzeleri yetiştiren bahçeler bulunuyordu. Bu, çağdaş tarım biliminin erken bir göstergesiydi.
Dışarıdan bakıldığında, sıradan bir kırsal ev gibi görünüyor. İçeri girdiğinizde ise lüksün adeta özetiyle karşılaşırsınız. Kraliçe’nin Evi, bir bilardo odası, müzik salonu ve zarif ahşap detaylara sahip gösterişli döşeli daireleri barındırıyordu. Marie-Antoinette, burada yakın dostlarını ağırlandı ve Versailles geleneklerinin katı kuralları uygulanmazdı: Kraliçe odanın içine girdiğinde kimse ayağa kalkmazdı.
Köyün gizemli bir yanı da var. Evlerin yakınlarında, dik bir kayalık altında gizlenmiş yapay bir mağara bulunuyor. Bu, Kraliçe’nin en sevdiği okuma köşesiydi. Biliyor muydunuz? 1789 yılının 5 Ekim’inde, tam da mağarasına veya kayalık yakınlarına oturmuşken, bir elçi onu Paris halkının Versaile yürüyüşü hakkında uyarmış. O günden sonra hiç dönmedi.
İşte Fransız Devrimi sonrası, köy tamamen harap olmuş durumda. Bu durumu kurtaran ise Napolyon I oldu. O, köyü ikinci eşiyesi Marie-Louise için restore ettirerek yeniden canlandırdı. Hatta en kötü durumda olan evleri (orman evi ve peynir hazırlama tesisleri gibi) yıkıp, sadece sağlam kalanları bıraktı. Bu topraklarda izleri kalan ve Marie-Antoinette’in özel hayatına dair nadide bir belge olan bu yapı, ancak imparatorun müdahalesiyle günümüze ulaşabildi.















