Artık Simone Veil hakkında fazla söz söylemeye gerek yok. Nazilerin soykırımından sağ çıkmış, Fransız bakan, Avrupa Parlamentosu milletvekili, Fransız Akademisi üyesi ve kürtajın yasallaşması mücadelesinin ikonlarından biri olan Simone Veil, Avrupa ve Fransa’nın tarihi boyunca iz bırakan pek çok savaşı ve başarıyla dolu bir yaşam sürdürdü. Bu nedenle, onun yaşamı geniş çapta belgelenmiş ve kamuoyunun ilgisini çeken bir hikayedir.
Ancak bu büyük kadının gizli yaşamı ve kişisel hayatı hakkında daha az bilgiye sahibiz. Fotoğrafçı ve yönetmen David Teboul, Simone Veil’in bu az bilinen yönünü ortaya çıkarmak istedi ve Shoah Anıtında 10 Şubat’tan 15 Ekim 2026’ya kadar ücretsiz bir sergi düzenledi.
„Simone Veil. Benim ve kız kardeşlerim” sergisi, döneme ait çok sayıda fotoğraf, belge, mektuplaşma ve röportajı bir araya getiriyor. Sergi, devlet adamı olan bu kadın ile ailesi arasındaki ilişkileri, özellikle de kız kardeşleri Madeleine (Milou) ve Denise ile bağlarını ortaya koyuyor. Çocukluklarından yetişkinliğe, savaş ve sürgün süreçlerini de kapsayarak, zaman içinde bu bağlar nasıl evrildi? En çok da, hayatlarını derinden etkileyen olaylar, bu ilişkilerin şekillenmesine nasıl yön verdi?”
Jacob ailesinin kız kardeşleri Nice’de büyüdü. Simone, bu dört kardeşin en küçüğü olup, küçük kardeş Jean de onları takip ediyor. Dört çocuk, İkinci Dünya Savaşı’nın zorbalıklarına maruz kaldı ve Auschwitz kamplarına gönderildi. Yaralı ve hareketli bu gençlik hikayesi, büyük bir özen ve gizlilikle anlatılıyor: Denise’in direniş mücadelesi, birkaç kızın tutuklanması, ailenin bölünmesi, ölüm ve savaş sonrası hayata dönüş süreçleri görülüyor...
İnsanları duygulandıran bu sergi, meşhur mektuplar bölümünde genç kızların günlük yaşamına tanıklık ediyor; arkadaşlıkları, aşk hikayeleri ve izcilikle geçen maceraları gözler önüne seriliyor. Savaş ise, tüm nesillerin deneyimleyebileceği bu hayat kesitlerinin fonunda yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Jacob ailesinin sürgüne gönderildiği anlarda her şey değişiyor. Kız kardeşler, mektuplarının ulaşacağını bilmeksizin birbirine yazmaya devam ediyor. Bu alt metinler, hayatta kalma mücadeletini, sürgün edilen birçok kişinin yaşamını yitirdiği hastalıkları, korkuyu ve 1945 sonrası yeniden dünyayı tanıma zorluklarını anlatıyor.
Çocukların neşeli fotoğrafları ile yetişkinlik hayatını yansıtan görseller arasındaki zıtlık ve savaş öncesi ile sonrası ton farkı hayran bırakıcı. Sergi boyunca, bizi üç oyuncunun sesleri eşliğinde, mektuplardan ve günlük tutanaklarından seçilmiş bazı bölümler dinliyoruz.
Bu sergisiyle Mémorial de la Shoah, Simone’nin daha az bilinen ama yine de oldukça etkileyici olan kardeşlerini de gün yüzüne çıkarıyor. Kardeşlerin çektiği fotoğraflar ve kişisel ifadeleri, bize onların mahrem dünyasına giriyormuşuz gibi bir his veriyor ve onları daha yakından tanımamızı sağlıyor.
Jean bu sergide unutulmadı: sergi boyunca kardeşi tarafından çekilmiş birçok kişisel fotoğraf gösteriliyor. Ayrıca, ailesinin hikayesiyle bağlantılı olan Jean’in hayatı da anlatılıyor, özellikle de Jacob ailesinin babasıyla olan ilişkisi öne çıkarmaya çalışılmış.
Paris'teki Holokost Anıtında keşfedilecek, hem trajik hem de aşk dolu ağır bir hikaye.
Bu test, profesyonel bir davet kapsamında gerçekleştirilmiştir. Deneyiminiz bizimkinden farklıysa lütfen bize bildirin.
Tarihler ve zaman çizelgeleri
İle ilgili 10 Şubat 2026 -Den 15 Ekim 2026
Yer
Shoah Anıtı
17 rue geoffroy l´ asnier
75004 Paris 4
Fiyat:% s
Ücretsiz
Resmi site
billetterie.memorialdelashoah.org



























