1896 yılında 9. bölgede açılan Bouillon Chartier, Paris bulyonunun mükemmel bir örneğidir: Belle Époque bir ortamda popüler mutfak, şık dekor, kesintisiz hizmet ve rakipsiz fiyatlar.
Birinci bölgede asırlık bir adres olan L'Escargot Montorgueil, burjuva geleneğine ve Burgonya salyangozuna adanmıştır. İkinci İmparatorluk döneminden kalma dekoru ve cömert menüsü bu büyüleyici işletmenin ayırt edici özellikleridir.
Art Nouveau ve Paris şıklığının bir tapınağı olan Maxim's, 1893'ten beri 8. bölgenin simgesi olmuştur. Colette, Marlène Dietrich ve Brigitte Bardot'nun sık sık uğradığı bu adres, ihtişam ve Fransız gastronomisini harmanlıyor.
Quai des Grands-Augustins'de gizli bir adres olan Lapérouse, 1766 yılından bu yana efsanevi bir restoran olmuştur. Özel salonları ve edebi havası onu Paris gastronomisinin simgesi haline getirmiştir.
Gare de Lyon'da yer alan Le Train Bleu, görkemli Belle Époque dekoruyla listelenmiş bir restorandır. Burjuva mutfağı ve eşsiz demiryolu atmosferi ile 1901 yılında açılmış bir kurumdur.
Brasserie Lipp, 1880'den beri Belle Époque ortamında yazarları, politikacıları ve lahana turşusu severleri ağırlıyor. Bir Alman-Pratin dayanak noktası.
1864 yılında Bastille'de açılan Bofinger, Paris'teki en eski Alsas brasserie'sidir. Kubbesi, ahşap panelleri ve deniz ürünleriyle Paris brasserie'lerinin zarafetini özetler.
Eskiden Napolyon III'ün av köşkü olan La Grande Cascade, 1900 yılında olağanüstü bir restoran haline gelmiştir. Ormanın kalbinde, haute cuisine ve Fransız eğlence sanatına adanmış zarif bir ortam.
Drouant, 1880 yılından bu yana Prix Goncourt'un ve Fransız edebiyatının uğrak yeri olmuştur. İkinci bölgenin kalbinde yer alan zarif brasserie, yüzyılı aşkın bir süredir klasik gastronomi ile edebi mirası bir araya getirmektedir.