Bu bir gerçek. Başkentte, gerçek bistrolar birer birer yok oluyor, yerlerini özellikle sokak lezzetlerini ön plana çıkaran mekanlara bırakıyorlar. Ancak bazıları direnmeye karar verip, tarihle iç içe bu mekanları yaşatmaya devam ediyor. İşte bu isimlerden biri de Alexandre. Uzun yıllar gece hayatında çalıştıktan ve Globo gibi mekanlarda deneyim kazandıktan sonra, yolunu değiştirmeye karar verdi. Biraz daha bir yıl kadar önce, Le Petit Champerret adlı mekanı Paris'in 17. bölgesinde devraldı. Gerçek bir Paris bistrosu atmosferini korumak adına, barı, kırmızı bankları ve ahşap masa ve sandalyeleri muhafaza etmeyi tercih etti. Mekanın kapalı alanında 30 kişilik yer kapasitesi var. Ancak ev sahibi, güzel günlerin geri geleceğine olan heyecanını gizlemiyor. 1 Nisan'da terası yeniden ziyarete açıp, caddenin tekrar hayat bulmasını görmek için sabırsızlanıyor.
"İnekler üzüm yediği gün süt içeceğim", büyük aynada okunabilir. Jean Gabin’in bu sözleriyle ortam belirlenmiş oluyor. Burada amaç, arkadaşlar veya sevgililer arasında hoş vakit geçirmek; iyi şaraplar ve Paris’in meşhur bistrolarını anımsatan lezzetli, biraz da sinsi yemekler eşliğinde güzel zamanlar geçirmek. Organik yumurta mayonezi, jelle kaplanmış baş sıkma, keskin bıçakla hazırlanmış Charolais dana tartar veya Korsika usulü kuzu sote gibi klasik Fransız lezzetler menüde öne çıkıyor. Misafirperverliğe uygun, karakterli ve geleneksel Fransız yemeklerine saygı duruşunda bulunan menü, artık tahta levhalarda önerilen sezon ürünleri ve isteklerle değişiyor. Tabakta çiçekler aramayın. Petit Champerret’de ise vurgulanan sunum değil, ev yapımı ürünler, lezzet ve samimiyet oluyor.
Bistrolara özgü iki başlangıçla tadımımıza başladık: mimo-trüf yumurtalar ve oldukça yumuşak bir şekilde hazırlanan somon gravlax. Kolay ama etkili. Sadece, balığın yanında biraz yeşillik olsaymış çok iyi olurmuş diye düşündük.
Ve sonrası mı? Meşhur Troye'nin andouillette AAAAA, tanesi tane hardal sosu ve ev yapımı patates kızartmasıyla. Burası, geleneksel ve cömert porsiyonlarıyla tanınan mutfaklardan biri ve özellikle şarküteri tutkunlarının vazgeçilmezi. Karşı kaldırımda ise, dızcık ördek budu ve yanında kızarmış küçük patatesleriyle enfes bir tercih. Yine, tabaklar bol ve pişirme mükemmel seviyede, şüphesiz ki lezzet garantisi.
Göbek bölgesindeki cilt zaten oldukça sıkılaşmış olsa da, tatlılar çağrısına direnemiyor, enfes çikolatalı mousse ve İssigny kremasıyla dolu büyük bir tart tatin dilimiyle kendini ödüllendiriyor. Yemekler gibi, tatlılar da içimizi ısıtıcı tarzda hazırlanmış. Ve bu lezzet şölenine eşlik edecek iyi bir şarap seçeneği olarak, Petit Champerret size çevre köylerin övgüyle bahsedilen şaraplarından some öneriler sunuyor, örneğin bu bölge şarabı ocak.
Fransız mutfağından lezzetli ve geleneksel yemekleri öne çıkaran menüsüyle Alexandre, öncelikle iyi yaşamaya düşkün ve cömert tarifler arayanlara hitap ediyor. Petit Champerret’ta et ve şarküteri ürünleri ön planda olup, tabakta pek sebze bulunmaz. Ancak, bistro’nun bir ana yemeği olarak bir dilim levrek servisi de mevcut, onu da not düşelim. Et tutkunları, burada bolca doyacak ve mutlu bir şekilde ayrılacaksınız. Ayrıca, her kaliteli bistro gibi, Petit Champerret makul fiyatlar sunmayı ilke ediniyor. Girişler 6,50 ila 12 euro arasında, ana yemekler 18 ila 25 euro arasında, tatlılar ise 7,50 ila 9 euro civarında değişiyor.
Sonuç olarak, burada gösterişten uzak, cömertlik ve samimiyetin ön planda olduğu bir mekan var. Küçük bir ipucu: biraz daha sakin bir köşe tercih etmek isterseniz, mutfağa yakın olan sol arkadaki masayı seçmeniz daha iyi olur.
Bu test, profesyonel bir davet kapsamında gerçekleştirilmiştir. Deneyiminiz bizimkinden farklıysa lütfen bize bildirin.
Yer
Le Petit Champerret
30, rue Vernier
75017 Paris 17
Resmi site
lepetitchamperret.fr















































